21 Aralık Sabahı 09.25: VİOP Fiyat Limiti Kararının Yargısal Denetimi
Av. Dr. Burak Doğan · Haziran 2023

Hazırlanmasında görev aldığım bilirkişi raporlarından biri, Aralık 2021 türbülansına diğer dosyaların tersinden bakıyordu: bu kez tartışılan, bir yatırımcının işlemleri değil, piyasa işleticisinin kendi kararıydı. Kur şokunun yaşandığı 21 Aralık 2021 sabahı, VİOP'ta işlem gören döviz ve altın vadeli işlem sözleşmelerinde yüzde 10 olan alt fiyat limiti, gün için yüzde 80'e çıkarılmıştı. Aracı kurumu tarafından pozisyonları kapatılan ve teminatının çok üstünde zarara uğrayan bir yatırımcı, önce idari yargıya başvurmuş, görev yönünden ret üzerine uyuşmazlık ticaret mahkemesine taşınmıştı. Mahkemenin sorusu üç katmanlıydı: limit artırma işlemi usul ve kanuna uygun muydu; değilse yatırımcının zararı bundan mı doğmuştu; doğmuşsa tazminat ne kadardı?
Saat 09.25: Sehven Paylaşılan Duyuru
Dosyanın en çok konuşulan ayrıntısı, kararın kamuya nasıl duyurulduğuydu. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na saat 09.25'te düşen ilk metin, hitabından ve bitiriliş biçiminden anlaşıldığı üzere bir kurum içi yazışmaydı; asıl duyuru formatındaki "düzeltme" açıklaması 09.46'da geldi. Raporda bu ayrıntı iki yönüyle tartıldı: ilk metin sehven paylaşılmış olsa da içeriği ikinci duyuruyla çelişmiyor, yatırımcıyı yanıltacak bir ifade taşımıyordu; öte yandan bu paylaşım, işleticinin değişikliği 09.25'te duyurma iradesinin kaydıydı ve zamanlama denetiminde başlangıç noktası olarak alınmalıydı.
Dört Unsur Üzerinden Denetim
Yatırımcı, işlemi idari işlemin klasik unsurları üzerinden sakatlamaya çalışıyordu: değişikliğin Genel Müdür yerine daha alt kademe tarafından yapıldığı (yetki), kurum içi yazışma formatıyla duyurulduğu (şekil), kamu yararı yerine yatırımcı zararı doğurduğu (maksat) ileri sürülüyordu. Raporda ilgili mevzuat — borsacılık faaliyet esasları yönetmeliğinin olağanüstü durum hükmü ile VİOP yönerge ve prosedürünün fiyat limiti maddeleri — yan yana okundu. Vardığımız sonuç, iddiaların büyük kısmının metinlerde karşılık bulmadığıydı: piyasa şartlarından kaynaklanan olağanüstü bir durum mevcuttu; günlük fiyat değişim limitlerini bu durumda değiştirme yetkisi Genel Müdüre aitti; değişiklik geçiciydi ve sözleşme bazında yapılmıştı. Alt kademenin yetkisini "iki katına kadar" ile sınırlayan hüküm ise, olağanüstü durumda Genel Müdür yetkisini düzenleyen hükümle karıştırılmamalıydı. Bu yönlerden işlem usul ve kanuna uygun bulundu.
Aykırı Bulunan Tek Yön: Zamanlama
Denetimin takıldığı tek nokta saatti. Prosedür, limit değişikliklerinin "normal seans veya akşam seansı içerisinde ya da normal seans sonunda" yapılabileceğini söylüyordu; o tarihte normal seans 09.30'da başlıyordu ve bugün bildiğimiz açılış seansı uygulaması henüz yoktu. 09.25, bu üç zaman diliminin hiçbirine girmiyordu. Raporda bu tespit açıkça yazıldı: değişiklik, duyurunun paylaşılma zamanı yönüyle usule aykırıdır. İlk metnin sehven paylaşılmış olması bu sonucu değiştirmez; irade 09.25'te açıklanmıştır.
Aykırılık Var, Zarar Yok
Ne var ki tazminat, aykırılık tespitinin otomatik sonucu değildir; aradaki nedensellik köprüsünün kurulması gerekir. Raporun bu bölümdeki muhakemesi şuydu: seanstan önce yapılan duyuru, yatırımcıya seansın açılmasından önce bilgi ve tepki süresi kazandırır; yani usule aykırı olan "erken" duyuru, yatırımcının aleyhine değil lehine işlemiştir. Yaklaşık 187 bin TL olarak dile getirilen zararın kaynağı, duyurunun saati değil, kur şoku ve limit değişikliğinin kendisiydi — o da denetimden geçmişti. Sonuç bölümünde bu yüzden iki cümle yan yana durdu: işlem zamanlama yönüyle usule aykırıdır; ancak yatırımcının zararı bu aykırılıktan doğmamıştır. Nihai takdir elbette mahkemenindir; ama dosyanın dersi geneldir: piyasa işleticisinin bir kararına karşı açılan davada usul aykırılığı bulmak yetmez, zararın tam da o aykırılıktan doğduğunu gösterebilmek gerekir.