Kripto Para Borsalarının Siber Saldırılardaki Hukuki Sorumluluğu ve Kusur Paylaşımı
Av. Dr. Burak Doğan · Ocak 2024

Siber güvenliğin, finansal teknolojilerin ve tüketici hukukunun tam merkezinde yer alan, Asliye Hukuk Mahkemelerinde giderek daha sık karşılaştığımız bir uyuşmazlık türü var: Hacklenen kripto para hesapları ve dijital varlık hırsızlıkları.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (Ayıplı Hizmet) kapsamında görülen bir dosyada, bu hukuki ve finansal mücadelenin en çarpıcı örneklerinden birini inceleme fırsatı buldum. Vaka; bir kripto para yatırımcısının telefonunun "oltalama (phishing)" veya casus yazılım yöntemleriyle hacklenmesi ve hesabındaki yüksek miktardaki Bitcoin'in dakikalar içinde üçüncü şahısların cüzdanlarına transfer edilmesini konu alıyordu.
Davalı konumundaki Türkiye'nin önde gelen kripto para borsalarından biri, standart bir savunma geliştirerek; platformun güvenliğinde hiçbir açık olmadığını, IP ve log kayıtlarına göre şifrelerin doğru girildiğini ve casus yazılımı telefonuna bulaştıran kullanıcının (davacının) olayda %100 kusurlu olduğunu iddia ediyordu. Ancak mahkemenin ve bilirkişi heyetlerinin derinlemesine incelemesi, olayın seyrini tamamen değiştirdi.
Kullanıcı Sözleşmeleri Borsaları Kurtarır mı? Geçmiş Veri Sızıntılarının Etkisi
Kripto para borsaları, üyelik aşamasında imzalattıkları "Kullanıcı Sözleşmeleri" ile şifre güvenliğinden tamamen yatırımcının sorumlu olduğunu beyan ederler. Ancak bu tür matbu sözleşmeler, borsaların sistemik ve tarihsel güvenlik zafiyetlerini örtbas etmek için kullanılamaz.
Dosyada yapılan detaylı teknik incelemeler sonucunda çok kritik bir kırılma noktası tespit edilmiştir:
- Davacının cep telefonunun hacklendiği ve şifrelerini koruyamadığı için olayda kusurlu olduğu sabittir.
- Ancak; davalı kripto para borsasının, geçmiş yıllarda (olaydan birkaç yıl önce) yüz binlerce müşterisinin kimlik, iletişim ve hesap verilerini koruyamadığı ve büyük bir veri sızıntısına (data breach) engel olamadığı tespit edilmiştir.
"Bir finansal kuruluş veya kripto varlık platformu, geçmişte yaşattığı devasa veri sızıntılarıyla kullanıcılarını siber saldırılara açık (hedef) hale getirmişse; sonrasında gerçekleşen oltama (phishing) saldırılarında faturanın tamamını 'dikkatsiz tüketiciye' kesemez."
Bu tarihsel güvenlik zafiyeti nedeniyle mahkeme ve teknik bilirkişi heyeti; hesabı hacklenen yatırımcıyı %10, kişisel verileri koruyamayıp müşterilerini siber saldırganların açık hedefi haline getiren davalı kripto para borsasını ise %90 oranında ağır kusurlu bulmuştur.
Finansal Matematik: Bitcoin Zararının TL Cinsinden Hesaplanması
Kusur oranları belirlendikten sonra devreye "finansal hesaplama uzmanlığı" girmektedir. Kripto paralar, 7/24 işlem gören ve dakikalar içinde binlerce dolar değer değiştirebilen aşırı volatil varlıklardır. Tüketici mahkemelerindeki tazminat hesaplamalarında, zararın boyutunun "olay tarihi" itibarıyla net olarak Türk Lirasına (TL) veya yasal para birimine çevrilmesi şarttır.
- Ağırlıklı Ortalama Fiyatın Tespiti: Çalınan Bitcoin miktarının bedeli, haksız fiilin (hacklenmenin) gerçekleştiği günkü borsa verileri üzerinden analiz edilir. Manipülatif anlık iğneleri (fiyat dalgalanmalarını) elimine etmek adına, o günkü piyasanın ağırlıklı ortalama işlem fiyatı tespit edilir.
- Kusur Paylaştırması: Olay tarihindeki güncel kura göre hesaplanan yüz binlerce liralık toplam zarar (asıl alacak); %90 oranında borsa, %10 oranında ise dikkatsiz yatırımcı üzerinde bırakılarak net tazminat tutarı mahkemenin takdirine sunulur.
Sonuç ve Stratejik Değerlendirme
Bu emsal niteliğindeki dosya, dijital varlık platformları (kripto borsaları, aracı kurumlar, fintek şirketleri) için çok net bir risk yönetimi uyarısıdır. Tüketici Mahkemeleri ve Yargıtay, kullanıcı kaynaklı gibi görünen siber hırsızlık vakalarında dahi merceği platformun arka plandaki "veri güvenliği" (KVKK ihlalleri, sızıntı geçmişi, 2FA zorunlulukları) altyapısına tutmaktadır.
Finansal teknoloji kurumlarının, kullanıcı sözleşmelerindeki "sorumsuzluk" maddelerine güvenmek yerine, bilgi sistemleri denetimlerini en üst düzeyde tutmaları esastır. Hukuki süreçlerde ise; salt bilişim hukuku perspektifiyle değil, Tüketici Hukuku, Veri Güvenliği ve Finansal Hesaplama disiplinlerini bir araya getiren kapsamlı bir dava ve risk stratejisi kurgulamak, hem kurumlar hem de mağdur yatırımcılar için davanın seyrini belirleyen yegane unsurdur.