Kripto Para Piyasalarında Bireysel Portföy Yönetimi ve Zarardan Doğan Hukuki Sorumluluk
Av. Dr. Burak Doğan · Mart 2024

Önemli Not: Bu yazıda ele alınan uyuşmazlık ve ilgili bilirkişi raporu, 2 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe girerek kripto varlıkları Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına alan 7518 sayılı Kanun öncesindeki döneme (Mart 2024) aittir. Vaka, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ve işlemlerine yönelik güncel yasal çerçevenin henüz oluşmadığı, piyasanın regülasyona tabi olmadığı tarihsel bağlamda değerlendirilmelidir.
Hem finans kuruluşlarına yönelik verdiğimiz kurumsal eğitimlerde hem de mahkemeler nezdindeki ticari davalarda hazırlanmasına katkı sunduğum bilirkişi raporlarında sıklıkla karşımıza çıkan, hukukun ve finansın en gri alanlarından birini ele almak istiyorum: Kripto para piyasalarındaki gayriresmi portföy yönetimi uyuşmazlıkları.
Asliye Ticaret ve Asliye Hukuk mahkemelerine yansıyan vakalar genellikle benzer bir örüntü izlemektedir: Yatırımcı, sosyal medya platformlarında kendisini profesyonel "Trader" olarak konumlandıran kişilere güvenerek borsa hesabının (Binance vb.) işlem izinlerini ve şifresini devretmektedir. Ancak kısa bir süre içerisinde (bazen birkaç gün içinde) yapılan agresif kaldıraçlı işlemler neticesinde portföy sıfıra yaklaşmaktadır. Bu noktada yatırımcı, "stop-loss" (zarar kes) gibi risk yönetimi tedbirlerinin alınmadığını ve portföyün eritilmesinin doğrudan işlemi yapanın ağır kusurundan kaynaklandığını iddia ederek hukuki yollara başvurmaktadır.
Peki, böylesi yüksek risk barındıran bir ekosistemde her büyük finansal kayıp, hukuken işlemi yapanın ağır kusuru olarak formüle edilebilir mi? Bu sorunun yanıtı, ancak sözleşmeler hukukunun incelikleri ile finansal veri analizinin bütünleşik bir yaklaşımla değerlendirilmesiyle verilebilir.
Sözleşmenin Hukuki Niteliği: İsimsiz (Sui Generis) ve Çerçevesiz Bir İlişki
Yatırımcı ile hesabı yöneten kişi arasındaki ilişkinin temeli incelendiğinde, işlemi gerçekleştiren tarafın SPK lisansına sahip bir portföy yöneticisi olmadığı açıktır. Dolayısıyla ortada, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğler kapsamında sıkı şekil şartlarına bağlanmış resmi bir "Bireysel Portföy Yönetim Sözleşmesi" veya "Yatırım Danışmanlığı" sözleşmesi bulunmamaktadır.
Kanunda açıkça düzenlenmeyen bu durum, Borçlar Hukuku kapsamında vekalet benzeri, sınırları (risk toleransı, maksimum kayıp limiti, kâr paylaşım modeli vb.) baştan çizilmemiş sui generis (kendine özgü) isimsiz bir sözleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Hesabın yetkilerinin bir anlık mesajlaşma uygulaması üzerinden devredilmesiyle kurulan bu ilişkide, hukuki ihtilafların temel kaynağı tam olarak bu "çerçevesizliktir".
Zararın Varlığı "Ağır Kusur" Tespiti İçin Yeterli mi?
Tazminat hukukunda zararın varlığı tek başına sorumluluk doğurmaz; illiyet bağının (nedensellik) ve kusurun hukuken ispatı şarttır. Hazırlanmasında görev aldığım raporlarda ve takip ettiğim dava süreçlerinde, bir işlemin ağır kusur teşkil edip etmediğini belirlerken salt iddialara değil, hesap dökümlerinin (trade history) finansal okuryazarlık süzgecinden geçirilmesine odaklanıyoruz:
- İşlem Gören Varlıkların Niteliği ve Tahta Derinliği: Şayet fonlar, piyasa değeri (market cap) düşük, likiditesi zayıf ve manipülasyona açık sığ varlıklara yatırılarak kasıtlı bir "boşaltma" işlemi yapılmışsa ve işlemi yapanın haksız bir menfaat sağladığı görülüyorsa, burada ağır kusurdan, hatta kasttan bahsedilebilir. Ancak incelediğimiz birçok dosyada işlemlerin BTC, SOL, AAVE gibi küresel çapta derinliği ve likiditesi yüksek majör varlıklarda yapıldığı tespit edilmektedir.
- Makroekonomik Konjonktür ve Trend Analizi: İşlemlerin gerçekleştirildiği zaman dilimindeki piyasa yönü kritik önem taşır. Lider varlıkların dahi birkaç gün içinde %20-30 bandında değer kaybettiği (sistematik riskin tepe noktaya ulaştığı) küresel bir çöküş (crash) döneminde yaşanan portföy erimesi, bireysel operasyonel hatadan ziyade doğrudan piyasa riski ile açıklanabilir.
- Volatilite ve Likidasyon (Tasfiye) Dinamikleri: Kripto varlık piyasalarının yapısal doğası gereği, fiyatlamalar her zaman tutarlı bir trend izlemez. Ani "zigzag" hareketlerinin yarattığı yüksek volatilite, özellikle marjin/kaldıraçlı piyasalarda hem long hem de short pozisyonların dakikalar içinde tasfiye olmasına yol açabilmektedir. Bu dalgalanma, regüle olmayan piyasanın olağan riskidir.
"Regülasyon dışı kripto varlık piyasalarına adım atan ve yetkilerini standart dışı yollarla devreden yatırımcıların, bu ekosistemin içerdiği yapısal riski ve güvensiz ortamı baştan kabul ettikleri karine olarak değerlendirilmelidir."
Sonuç ve Stratejik Değerlendirme
Bireysel yatırımcıların, yasal kurum onayı ve lisansı bulunmayan kişilere hesap yetkisi devrettiği durumlarda; özellikle piyasanın makro düzeyde düşüş trendinde olduğu zaman dilimlerindeki zararların müsebbibi olarak doğrudan hesabı yöneten kişiyi göstermek hukuken oldukça güçtür. Kasıtlı bir manipülasyon (fonların şahsi hesaplara aktarılması vb.) somut verilerle ispatlanmadığı sürece, böylesine volatil bir piyasada salt işlem zararı üzerinden "ağır kusur" atfetmek, hukuki ve finansal rasyonaliteyle bağdaşmamaktadır.
Gerek uyuşmazlıkların yargı makamları önündeki çözümünde gerekse finansal kurumların bu tür riskleri önceden yönetmesinde; piyasa mekanizmalarını, veri analizini ve sermaye piyasası mevzuatını aynı potada eritebilen profesyonel ve analitik bir hukuki danışmanlık yaklaşımı büyük önem taşımaktadır.