Rücu Alacağında Faiz Oranı: Tek Taraflı İlan, TTK 1530 ve Avans Faizi
Av. Dr. Burak Doğan · Eylül 2023

Kök raporun ardından mahkemenin ek rapor istediği bu dosya, hazırlık çalışmalarını yürüttüğüm işler arasında "faiz hukuku" bahsinin âdeta uygulamalı dersiydi. Altın vadeli işlem sözleşmelerinde oluşan 100 bin TL civarındaki teminat açığını müşterisi adına merkezî takas kuruluşuna ödeyen aracı kurum, rücu için takip başlatmıştı. Asıl alacak görece netti; asıl kavga, o alacağa hangi faizin işleyeceğindeydi. Ortada üç aday vardı: sözleşmenin işaret ettiği "internet sitesinde ilan edilen oran", takip talebindeki TTK m.1530/7 ticari temerrüt faizi (yüzde 18,25) ve 3095 sayılı Kanun'un avans faizi.
"Oran Sitede İlan Edilir" Hükmü ve Genel İşlem Koşulu Denetimi
"Müşteri, hesabında bulunan ve herhangi bir pozisyon için kullanılmayan serbest teminat tutarının eksi bakiye vermesi durumunda, bu tutar üzerinden hesaplanan faizi [aracı kuruma] ödemekle yükümlüdür. Bu faiz tutarının hesaplanmasında uygulanacak faiz oranı [aracı kurumun] internet sitesinde ilan edilir."
Hükmün zarif görünen kurgusunun pratikte iki zaafı vardı. Birincisi, ilan edildiği söylenen oran, inceleme sırasında kurumun sitesinden tespit edilemedi: geriye dönük olarak "o gün hangi oran ilandaydı" sorusunun denetlenebilir bir cevabı dosyada yoktu. İkincisi ve daha yapısal olanı: faiz oranını belirleme yetkisinin tek taraflı olarak alacaklıya bırakılması, TBK m.24 anlamında dürüstlük kuralına aykırı bir genel işlem koşulu sayılıp yazılmamış kabul edilebilir. Raporda bu değerlendirme mahkemenin takdirine sunuldu; ama pratik sonuç ortadaydı — sözleşmesel oran, hesabın dayanağı olamıyordu.
TTK 1530/7 Her Rücu Alacağına Uygulanır mı?
Takipte istenen ticari temerrüt faizinin dayanağı olan TTK m.1530, esasen mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde geç ödemeyi düzenler; alıcı karşısında mali gücü zayıf tedarikçiyi korumayı amaçlar. Bir aracı kurumun müşterisine rücu alacağının bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmalıdır. Raporun vardığı sonuç, genel hükümlere dönmek oldu: takip sonrası faiz, 3095 sayılı Kanun m.2/2 uyarınca avans faiz oranı üzerinden hesaplanmalıdır. Ek raporda hesap, dönemsel oran değişimleri gözetilerek yapıldı — alacağın doğduğu tarihten yıl sonuna kadar yüzde 16,75, sonrasında yüzde 15,75 — ve takip öncesi ile dava tarihine kadarki işlemiş faiz kalemleri ayrı ayrı ortaya konarak toplamda yaklaşık 6,8 bin TL'lik faiz tablosu mahkemeye sunuldu.
Usul Cephesi: Tebligat ve Görevli Mahkeme
Dosyanın renkli bir yan kulvarı da vardı. Davalı, kendisine yapılan ilk tebligatın Tebligat Kanunu m.21 prosedürüne aykırı olduğunu — komşuya sorulup muhtara bırakılırken yönetmeliğin aradığı araştırma ve şerhlerin eksik kaldığını — Hukuk Genel Kurulu içtihadına dayanarak ileri sürdü; ayrıca ilişkinin finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme niteliğinde olduğu ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği itirazını, yine HGK ve istinaf kararlarıyla destekledi. Bu itirazlar raporda tek tek not edilip mahkemenin takdirine bırakıldı; zira bilirkişi hesap yapar, hukuki nitelendirmeyi hâkim yapar. Ama görev tartışmasının pratik önemi büyüktür: uyuşmazlık tüketici işlemi sayılırsa, uygulanacak faiz rejimi de kökten değişir.
Ders
Faiz şartlarının sözleşme tasarımındaki altın kuralı bu dosya özetler: oran, metnin içinde, tarafların o gün görebildiği ve yıllar sonra ispatlanabilir biçimde yazılmalıdır. "Sitede ilan edilir" gibi kayıtlar, uyuşmazlık gününde alacaklının elinde delil, borçlunun elinde ise güçlü bir genel işlem koşulu itirazı bırakır — ve hesap, çoğu zaman kanunun tarafsız oranına döner.