B·D Burak Doğan
Yazılar

VİOP İşlemlerinde Aracı Kurumların Fiili Portföy Yönetimi ve Müterafik Kusur

Av. Dr. Burak Doğan · Temmuz 2023

Borsa fiyat panosu

Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP), yüksek kaldıraç oranları ve karmaşık türev araçlarıyla sermaye piyasalarının en riskli alanlarından biridir. Bu yüksek riskli ortamda, yatırımcılar ile aracı kurumlar arasında yaşanan "milyonlarca liralık" zararlardan doğan uyuşmazlıklar, Asliye Ticaret Mahkemelerinin ve SPK mevzuatının en sık test edildiği zeminleri oluşturmaktadır.

İncelediğimiz dikkat çekici bir dosyada; bir yatırımcı, dijital kanallar üzerinden "Çok Yüksek Riskli" müşteri profiliyle onayladığı sözleşmeler kapsamında VİOP işlemlerine başlamış ve çok kısa bir süre içerisinde milyonlarca lira zarar etmiştir. Yatırımcı, sözleşmeleri okumadığını, bilgisiz olduğunu ve aracı kurum personelinin kendisini yanlış yönlendirdiğini iddia ederek zararın tamamını aracı kurumdan talep etmiştir. Aracı kurum ise savunmasını matbu belgelere, risk bildirim formlarına ve yatırımcının verdiği onaylara dayandırmıştır.

Görünüşte "kendi rızasıyla risk alan ve kaybeden bir yatırımcı" tablosu çizen bu dosyanın seyri, SPK mevzuatının zorunlu kıldığı telefon ses kayıtlarının (logların) incelenmesiyle tamamen değişmiştir.

Emir İletimi, Yatırım Danışmanlığı ve Portföy Yönetimi Arasındaki İnce Çizgi

Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) ve SPK Tebliğleri uyarınca aracı kurumların müşterilerine verebileceği hizmetler kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılmıştır. İlgili vakada taraflar arasında sadece "Alım Satıma Aracılık" ve "Yatırım Danışmanlığı" sözleşmeleri imzalanmıştır. Bu sözleşmelerin hukuki anlamı şudur:

  • Alım Satıma Aracılık: İrade tamamen müşteridedir. Müşteri ne alıp satacağına karar verir, kurum sadece bu emri piyasaya iletir.
  • Yatırım Danışmanlığı: Aracı kurum müşteriye yönlendirici yorum ve tavsiyelerde bulunur. Ancak nihai muhakeme ve alım-satım kararı (irade) yine müşteriye aittir.

Oysa mahkemeye sunulan ses kayıtlarının çözümleri incelendiğinde; aracı kurum çalışanlarının tavsiye vermenin ötesine geçerek, bizzat işlem stratejisini belirlediği, hangi fiyattan alım-satım yapılacağına kendilerinin karar verdiği ve müşteriden sadece "icazet (onay)" aldıkları tespit edilmiştir. "Pozisyonu kapatalım mı, siz ne yapıyorsunuz?", "Şuradan deneyelim" şeklindeki diyaloglar, taraflar arasındaki ilişkinin kağıt üzerinde "Yatırım Danışmanlığı" olsa da, fiiliyatta bir "Bireysel Portföy Yöneticiliği" (SPK Faaliyet Tebliği md. 37) ilişkisine dönüştüğünü kanıtlamaktadır.

"Aracı kurumların, müşteri ile 'Bireysel Portföy Yönetimi Sözleşmesi' imzalamadan, müşterinin portföyünü fiilen kendi kararlarıyla yönetmesi (fiili sözleşme ilişkisi kurması), SPK düzenlemelerinin ihlali anlamına gelmekte ve kurumun hukuki sorumluluğunu doğurmaktadır."

Müterafik Kusur (Birlikte Kusur) İlkesi

Ticari davalarda adil bir hüküm kurulabilmesi için zararın tek bir tarafa yüklenmesi genellikle hakkaniyete aykırıdır. Olayda iki tarafın da Türk Borçlar Kanunu anlamında kusuru mevcuttur (Müterafik Kusur):

  1. Yatırımcının Kusuru: VİOP gibi riskli bir piyasada "Çok Yüksek Riskli" müşteri profiliyle işlem yapmayı kabul etmiş, banka hesabından teminatları kendi iradesiyle göndermiş ve aracı kurum yetkilisinin fiili yönetiminden rahatsız olmak yerine (işlemler zararla sonuçlanana kadar) bu duruma zımnen onay vermiştir. Dolayısıyla zararın tamamından kurtulması, iyi niyet (MK md. 2) kurallarıyla bağdaşmaz.
  2. Aracı Kurumun Kusuru: İmzalanan sözleşmelerin dışına çıkarak, SPK düzenlemelerine aykırı bir şekilde fiili portföy yönetimi yapmış, müşterinin iradesini devre dışı bırakmış ve hatta müşterinin tercihi olmadığı halde aşırı sık işlem (churning) yaparak fahiş komisyon tahsilatlarına zemin hazırlamıştır.

Sonuç ve Stratejik Değerlendirme

Sermaye piyasalarındaki uyuşmazlıklar, yalnızca imzalanan Çerçeve Sözleşmelere bakılarak çözülemez. Mahkemeler ve Yargıtay (ilgili Yargıtay 11. HD kararlarında da vurgulandığı üzere); taraflar arasındaki "fiili durumun" sözleşme sınırlarını aşıp aşmadığını, ses kayıtları ve log deşifreleri üzerinden titizlikle denetlemektedir.

Bu sebeple; aracı kurumların ve portföy yönetim şirketlerinin iç denetim birimlerinin, personel - müşteri iletişimini SPK tebliğlerindeki yasal tanımlara uygunluk yönünden sürekli filtrelemesi hayati önem taşır. Yatırımcıların uğradığı zararlarda yürütülecek dava stratejisi ise; "hiçbir şey bilmiyordum" şeklindeki genel geçer savunmalar yerine, aracı kurumun "lisans ve sözleşme sınırlarını aşan fiili eylemlerini" finansal ve hukuki delillerle (log kayıtları, komisyon ekstreleri) ispatlamaya dayanmalıdır.

Kaynakça
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (m. 37, 38, 39)
SPK III-37.1 Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri Hakkında Tebliğ
SPK III-45.1 Kayıt Belge Düzeni Hakkında Tebliğ
İstanbul XX. Asliye Ticaret Mahkemesi 202X/XXX E. sayılı dosyası Bilirkişi Heyeti Raporu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/9411, K. 2018/2902 Kararı
Tüm yazılar